Çocukluğumda teyzemin yurt dışı seyahatlerinden getireceği en heyecan verici hediyelerin kaynağıydı benim için o. Sonra kendi yurt dışı seyahatlerim onla kavuşma temeline oturdu. Yıllarca Türkiye’ye gelsin diye bekledim, bekledik… Sonra kavuştuk!

Ardından çocukluğumdan beri benim için tutku olan moda dünyasına giriş yapmaya karar verdim. Bunun için İstanbul Moda Akademisi’nin yolunu tuttum. Hayallerimle, hedeflerimle kavuştuk! O an için belki de en önemli şeydi yıllarca sayfalarında kaybolduğum moda dergilerindeki gibi bir alışveriş sayfası hazırlamak. Üstelik keyifli bir çekişme söz konusu;bir yarışma, hem de işin içerisinde o var. Konsept de “consciousness”! O kim mi? Tabi ki H&M. Evet işte benim için o denli önemli olan süreçte, eğitim kapsamında hazırlayıp yarışmaya tabi olan H&M projem 1. olmuştu. Bu vesileyle aşkımız katlandı!

İçinde bulunduğumuz tüketim dünyasının hızına ürün çeşidi, stil sahibi tasarımları ve ekonomik ürünleriyle ayak uyduran ve hayatımızı kolaylaştıran bir marka o. Fakat sadece o kadar değil. Doğaya duyarlı, tüketimi bilinçli hale getirmek hedefinde. Geri dönüşümün önemini vurguluyor..

Ayrıca her sezon Studio koleksiyonuyla yüksek kalite ürünleri hayatımızı sokuyor ve High Fashion markalarla yaptığı iş birlikleriyle demokratik bir alışveriş imkanı sunuyor.

Tüm bunları bir çatı altında toplayan bu müthiş markanın başında yine müthiş bir kadın var. Ann Sofie Johansson… 3. Tasarım Bienali kapsamında gerçekleşen “Fashioning The Future” projesi için ülkemize gelen kreatif direktörle bir araya gelme ve sohbet etme fırsatı yakaladım. Harika bir havada, harika bir atmosferde enerjisiyle ve cool duruşuyla ilham almakta ne kadar haklı olduğumu ispatlayan harika kadınla buluştuk. Neler mi konuştuk?

Ne zamandan beri H&M markası çatısı altında çalışıyorsunuz? Hikaye nasıl başladı?

Önümüzdeki sene 30. yılımı dolduracağım. Hikaye İsveç’te bir H&M mağazasında çalışmamla başlıyor. Markayı çok sevmiştim ve tasarımcı olmak istiyordum. Fakat öncesinde markayı ve şirketi tanımak için mağazada çalışmak istedim. Birkaç yıl sonra işten arta kalan sürede tasarım eğitimi aldım. Ardından portfolyomu hazırlayıp markanın baş tasarımcısına ilettim ve tasarımcı asistanı olarak çalışmaya başladım. O süreçte 10-15 tasarımcıdan oluşan küçük bir şirkettik. Bu kadar büyüyeceğimizi hiç tahmin etmedim. Bir anda oldu her şey… ( Gülüyor.)

Moda sizin için ne ifade ediyor?

Tutku, aynı zamanda benim için eğlenceli bir oyun adeta. Çünkü oyun arkadaşlarım birbirinden yetenekli, eğlenceli, yaratıcı insanlar… Ayrıca moda insanın kendini ifade etmek için kullanabileceği en önemli araçlardan…
Kapitalizmin merkezinde yer alan moda sektöründe yıllarını geçirince, faydalı bir şeyler yapmak, üretmek istiyor insan. İşte bu noktada hali hazırda stilini, bakış açısını beğensem de, asıl takdir ettiğim nokta sürdürülebilirlik adına yaptığınız projeler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle katılıyorum. H&M “sürdürülebilirlik” adına uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor. Fakat günümüzde insanlar tarafından daha iyi kavrandı.  Yeni nesille birlikte “sürdürülebilirlik” daha önemli hale geliyor ve bu anlamda bilinç artıyor. Biz de bu alandaki sorumluluğumuzu yerine getirmek için her sene daha özenle çalışıyoruz.
H&M bu alandaki projelere ne zaman başladı?
20 yıl önce. Ardından bu doğrultuda her sene düzenli olarak koleksiyon çıkarmaya başladık. Conscious Exclusive Collection, Limited Collection gibi.. “Limited” bizim için daha sürdürülebilir olmayı ifade ediyor. Ama tabi ki en önemli noktaların başında kıyafetlerin görselliği geliyor. Hedef görsel anlamda güzel olan, beğeni ve hayranlık uyandıran ürünleri sürdürülebilir kumaşlarla buluşturmak. Şu anda bir sonraki “Conscious” koleksiyonumuz için çalışıyoruz. Nisan ayında çıkıyor olacak. Zira yeni kumaş araştırma ve keşif süreci uzun bir zaman alıyor.
 
“Sürdürülebilirlik”i detaylı bir şekilde açıklayabilir misiniz? Neden bu özellikteki kumaşlardan üretilen ürünleri almalıyız?
Çevre, gezegen ve insanlar için daha iyi bir yol… Sadece kumaşlarla ilgili değil. Kullanıcının dikkati, yıkama yöntemi hatta bazen yıkamama, yıkama sıcaklığı tüm bunlar sürdürülebilirlikle ilgili. Çok fazla yöntem var bu anlamda ama biz uzun dönem hedefleri tercih ediyoruz.
Istanbul’da gerçekleştirdiğiniz “Geleceği Giydirmek” projesi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Gerçekten çok heyecan verici bir süreçti. Genç ve yetenekli tasarımcıların çalışmalarına tanık olmak çok keyif verici. Tüm tasarımlar çok yüksek kalite işçiliğe sahipti. Yaratıcılık, yüksek kalite, sürdürülebilirlik bir aradaydı. Bundan daha iyi ne olabilir ki?
Bir kadın olarak alışveriş yaparken dikkat edilmesi gerekenleri nasıl ifade edersiniz?
Her şey moda ile başlar. Önce alacağınız parçayı sevmeli ona sahip olma isteği duymalısınız. Ardından “sürdürülebilirlik” geliyor. Moda ve sürdürülebilirlik’in birlikteliği çok önemli. Kıyafetlerinize iyi bakmalısınız. Benim gardırobumda çok fazla eski parça var. Onları bugün bambaşka şekilde yorumluyor, kombinliyorum. Eğer kullanmadığınız kıyafetleriniz varsa ve gardıropta öylece duruyorsa onları ya bir arkadaşınıza verin, ya bağışlayın, ya kesip biçip yeni bir yorum getirin ya da geri dönüşüm için bir H&M mağazasına götürün. Bu hepimizin uygulaması gereken bir süreç. Doğa için, ekonomi için…
H&M Türkiye’de gerçekten çok sevilen bir marka. Siz Türkiye pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle Istanbul’a hayranım. Çok heyecan verici bir şehir. Ayrıca buradaki el işçiliği konusundaki hüner, kumaşlar gerçekten ilham verici. H&M 6 yıl önce burada başladı. Şimdi ise Türkiye genelinde 50 mağazamız var. Son derece mutluyuz bu birliktelikten.
Eğer farklı kültürlerin bilinçlilik düzeyini karşılaştıracak olsanız, Türkiye nerede yer alır?
Giysileri geri dönüşüm için toplama projesi, H&M’in tüm dünyada uyguladığı bir proje. Ve gerçekten dünyanın neresinde, hangi kültürde olursa olsun büyük başarı elde eden bir proje. Evet geri dönüşüm bilinci belki bu anlamda çok daha eski bir kültüre sahip olan kuzey ülkelerde daha oturmuş olabilir fakat her geçen gün tüm dünyada bu bilinç artıyor. Bu anlamda gelecek için umutluyum.
Yeni tasarımcılara tavsiyeleriniz nelerdir?
Her zaman söylediğim gibi: Sabırlı olsunlar, acele etmesinler. Tutkuları olsun, yaratıcı olsunlar ve aslında her şeyden önce insanlara karşı nazik olsunlar.
Röportajın olduğu günün akşamı “Geleceği Giydirmek” projesi kapsamında tasarımlarını sunan genç yeteneklerin kazananı Asude Şenoğlu oldu.
3. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında H&M sponsorluğunda, İsveç Başkonsolosluğu ve İsveç Enstitüsü’nün iş birlikleri ile düzenlenen atölyelerde yaratılan yeni jenerasyon tasarımlar, özel bir sergide sunuluyor. Sürdürülebilir moda ve sanatı birleştiren sergi Geleceği Giydirmek, ADAHAN İstanbul Otel’de 4 Aralık’a kadar ziyaretçilerini bekliyor.
NOT: 3 Kasım 2016 tarihli Cadde Milliyet yazım içerisinde yer alan Ann Sofie Johansson fotoğrafına, editoryel bir hatadan ötürü yanlış isim verilmiştir. Çalışma arkadaşlarım ve kendim adına sizlere, markaya ve de çok değerli Ann Sofie’ye özürü borç bilirim…
img_1354ann-sofie-johansson-interview img_1104ann-sofie-johansson-interview img_1149ann-sofie-johansson-interview
img_1153ann-sofie-johansson-interview img_1154ann-sofie-johansson-interview img_1162ann-sofie-johansson-interview img_1225ann-sofie-johansson-interview

Bunları da beğenebilirsin

Yorum Yap

Your email address will not be published. Gerekli alanlar *